Kayıtlar

Fark ettim ki, bazen ben....

Resim
Bu sene her şey çok hızlı ve ani oldu benim/izim için.
Acıyı da sevinici de yaşadım... Ama en çok içime yer eden, acıtan ve yanan acım oldu...😔

⏳ Fark ettim ki;  eski komşularımız ile konuşamıyorum hatta Kartal'a gittiğimde gözüm hiç aramıyor onları. Eskiden" acaba eski tanıdıklardan görür müyüm?" derdim.......

⏳ Fark ettim ki; slov parçaları dinlemeyi eskisinden daha çok seviyorum ama daha az dinliyorum... içime akan yaşları sesli akıtmaya gücüm yetmiyor artık....bazen baş etmekte zorlanıyorum duygularımı...
Hala inanamıyorum,içim kabullenmekte zorlanıyor... son konuşmalarımız geliyor aklıma.. daha zaman vardı erken oldu be annem diyorum... kendimi teselli ediyorum ama bu bile canımı acıtıyor.....
Sonra da şükretmeye başlıyorum yaşadıklarımıza, geçirdiğimiz zamanlara... tevekkül ediyorum, böylece kabullenmem daha iyi oluyor... dünya böyle diyorum, bazı şeylerin yaşı yok diyorum diyorum diyorum diyorum......ağlıyorum, gülüyorum, ağlıyorum... diyorummmmm........

⏳ Fark e…

Oya Baydar Kitapları...

Resim
Oya Baydar'ın kalemini, anlatımını seviyorum. Daha önce de "Sur Önü Diyalogları" adlı kitabını okumuş çok etkilenmiştim...
Doğu'ya gidip aktardıkları hiç de yabana atılacak şeyler değildi....
Bu iki kitabı da D&R'ın indirim zamanında görmüş ve hemen almıştım. Aslında almıycam daha kitap, önce elimdekileri bitiricem desem de duramıyorum...
Hoş o kadar uzunnnnnn zaman oldu ki kitap almayalı.
Artık sevdiğim yazarların okumadığım kitaplarını alıcam.

Çünkü seri kitap almıyordum ve biraz dağınık kitap okuma listem var. Hoş bundan rahatsız değilim ama artık daha seçici okuyor ve ona göre alıyorum. Artık dedim ki kendime; sevdiğin yazarların diğer kitaplarını okuma zamanın geldi Gülo.... 👧

Yine konudan konuya geçtim :)

Önce "Yetim Kalacak Küçük Şeyler" kitabını okudum. Bir anlatı, günce kitabıydı. İsimlerden çok olaylar vardı....
Yazarın kendisi hem sosyolog, hem yazar hemde bir aktivist... Sol görüşlü biri. Ki eskiden varmış bence solcu sağcı, şimdi böyle…

İki film bir günlük.....

Resim
Geçtiğimiz çarşamba  akşam Umay'da kuru öksürük ve sesde çatallaşma olunca, perşembe-cuma okula göndermedim. Haftasonu ile birlikte toplarlar dedik. Ve çok şükür ballı polen ve ıhlamur içirerek toparladık.
Tabi kızım evde olunca, ev işleri, yemek yapma faslımız bitince oyun zamanı oluyor.😊
Bir bakıyorum akşam olmuş bile... Haftasonu da evde bunalan kızçeyi alıp biraz Kadıköy'e indik; hem ona hem bize iyi geldi güzel hava.

Kızı her okula bıraktığımda "eve gidip ayaklarımı uzatıp televizyonu açıp film izleyeceğim" diyorum ama nerdeeeeeee.....
Henüz bu keyfe erişmiş değilim. "Neden" derseniz?
Eve gelince ilk iş çayı ocağa koyuyorum sonra da biraz bloglara bakayım, okuyayım diyorum, bazen yorumlar yazıyorum sonra kendim oturup yazayım diyorum bi bakıyorum 2-3 saat geçmiş ile... Kızı okuldan alma saati gelmiş.
Çoğunluk ben alıyorum bazen de babası alıyor...
Bugünde eve geldim çayı mı demledim, hatta hem yazıyor hem çayımı içiyorum :) "kitap okuyayım 📕📖uz…

Masumiyet Müzesi Orhan Pamuk

Resim
Bir önceki yazımda bahsetmiştim( Gamze'nin bloğu http://yasamizi.blogspot.com.tr/; Gamze ile buluştuğumuz da Masumiyet Müzesi'ne gitmiştik.
Taksim Caddesi'n de dolaşırken Çukurcuma'ya doğru dönüp sonrada müzeye gitmeye karar verdik.
Ben romanını seneler seneler evvel içim daralarak okumuş ve bitirmiştim.
Çok fazla betimleme vardı kitapta ve bu beni çok sıkıyormuş o zaman iyicene anladım :)
Gamze'de kitabı okumamış ama müzeye gitmek istiyordu elbet bende merak ediyordum müzyi... Ama nedense bana uzak bir yerdeymiş gibi geliyordu.
Konuşma esnasında Gamze; "çok yakın buraya gidelim mi? "
diye sorunca; "hadi gidelim" dedim ve gittik...
Öncelikle bu fikir çok güzel ve çok da başarılı bir müze olmuş onu diyeyim. Her ne kadar Orhan Pamuk bu kitap ile beni boğmuş olsa da müze ayrı bir şey...
Kitapta incık,cıncık her şeyi yazmıştı. Yok Füsun elini şöyle koydu, yok Füsun mutfağa gitti...saat bilmem kaç... şimdi şurdan geçiyoruz.. derken...

Velhasıl müze …

Pazar Gününe Dair... Taksim, Buluşma, Sinema....

Resim
Nasıl çarşamba oldu anlamadığım bir haftaya başladık. Sanki zaman bana kızın kreşe başlamasıyla hızla akıyormuş gibi geliyor.
Uzun  zamandır bloğa girmeyince önce sizlerin yazdığı yeni yazıları okudum, yorum bıraktım bazılarını sadece okudum, yazıma yazılan yorumları cevapladım ve yeni yazıma da başlayayım dedim.
Kızı okula bırakıp gelince ilk iş çayı koydum ocağa... kafamda yazacaklarımı düşündüm.
Bu hafta sonumuz yoğundu. Cumartesi Merter arkadaşları ile bu yıl ilki düzenlenen Japon Manga Etkinliğine gitti...
Pazar günü bende Sevgili Gamzem ile buluştum. FilmEki'nin son filmi olan "Son Tatil" filmine Beyoğlu Sinemasına gittik.



Film Fransız yapımı hem dramatik hem eğlenceliydi... Tabi benim gibi sulugöz biriyseniz aplama garanti.. Ama filmi muhakkak izleyin. Burda fazla detay vermiyorum çünkü yeni bir film ve izlenmesi gerekenler arasında da yer aldı bile....

Elbet öncesi sabahtan buluşalım dedik, güzel bir kahvaltı yaptık Taksim Meydan'ında bulunan Sütiş'de.
Bura…

Günlük...

Resim
Bir haftayı da geride bıraktık.

Sabah erken kalkmak o kadar iyi gelmeye başladı ki... Tabi uzun saatler gece oturmaları yapamasam da sabah erkenliği iyi geliyor.
Kahvaltı, ev toparlama, biraz kızla oyun biraz oturmaca derken hop okul saati geliyor.
Sabahtan tüm işlerimi yapıyorum ve yemeklerimi de yapıyorum. Öğlen eve geldiğimde, evin sessizliği ve ben başbaşa kalıyoruz. Bu ara pek kitap okuyamasamda azar azar okuyorum...




Bu arada artık geceleri ne kadar soğuk oluyor.... Resmen donuyorum
Geçen akşam Umay ile 8'de girdik yatağa ve bende onunla birlikte sabaha kadar uyudum. Eee tabi benim gibi uykusuza iyi geldi 12 saatlik uyuma.. Sabaha çok dinçtim.
Bide biz bu aralar okul çıkışı muhakkak parka uğruyoruz. 2 veya 2,5 saate yakın kalıyoruz. Eve gel çocuğu yıka yedir derken bi rehavet çöküyor.

Damızlık Kızın Öyküsü dizisini izliyoruz. Nasıl birebir çekmişle nasıl kendini izlettiriyor anlatamam. ( yine yazım biraz daldan dala oluyor ama idaare edin anacım )

Uzun zamandır dergi almıyord…

Ev Hali, Sevdalım Hayat Z.Livaneli ...

Resim
Artık Umay akşamları erken yatıyor... Bize de vakit kalıyor. Sabahlarıda erken kalkıyor... Benim için hem iyi hem kötü. Gece artık çok geç saatlere kadar oturamıyorum. Oysaki yazın ne güzeldi üçlere dörtlere kadar oturuyordum.
Okul düzenimiz artık tamamdır. Çocuklar nasılda adaptepe oluyorlar yeniliklere... 👧
Okul kavramı oturdu kafasına bizim kızın. Yeme düzeni bile değişti. Okulda öğlenci olduğundan, tek öğün besleniyorlar ve eve aç gelmiş oluyor. Önceleri tek çeşit yerdi ve bir saat sonra falan diğer yemeği isterdi. Şimdi iki çeşit yemeği aynı anda yiyor.
Hatta uyumadan önce de ya tost, ya ekmek peynir yada biraz çorba içip yatıyor.
Sanıyorum bu gidişle yemediği yemekleri de yiyecek okul sayesinde. :))

Yeşillikleri bu şekilde saklamayı nette görmüştüm deneyeyim dedim. İnsatgram'da gelen yorumlar da eğer buzdolabında saklamazsam ve suyunu değiştirmezsem çabuk bozulacağını söylemişti arkadaşlar.
Gerçekten öyle... Hele o suyu nasıl fena kokuyor..
Benim derdim buzdolabında da uz…